Erdoğan Hariri Ortak Basın Toplantısı (4)

Erdoğan Hariri Ortak Basın Toplantısı (4)
(IHA) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’de de nükleer silah olduğunu ancak İran’a bu konuda uyarı yapanların, aynı uyarıyı İsrail’e yapmadıklarını belirtti. Erdoğan, "Mağdurun yanında olmaya her zaman mecburuz ve sürecimizi, siyaset anlayışımızı da bu anlayış üzerine sürdüreceğiz" dedi. Başbakan Erdoğan ve Lübnan Başbakanı Saad Hariri, Başbakanlık Merkez Bina’daki baş başa ve heyetlerarası görüşmenin ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi. Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ’Türkiye’nin İran ve İsrail ile ilişkileri çok iyi. ’Türkiye, şu anki Lübnan’da yapılan terör olaylarına karşı hem İran’a hem İsrail’e karşı bir baskı uygulamakta mıdır?’ sorusu üzerine, "Bizim bölgede hassasiyetle üzerinde durduğumuz konu bölgenin barışı. Barışı tehdit eden ne olursa olsun, Türkiye olarak bizonun karşısındayız" yanıtını verdi. Barışı tehdit eden taraf kimse onun karşısında yer alacaklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Çünkü barışı tesis etmek istiyorsanız, barışa taraftar olanlarla beraber hareket edeceksiniz ki barış güç bulsun. Aksi taktirde beklenen gücü, barış noktasında tesis edemezsiniz. Tabii burada bölge yeni bir Irak sendromunu kabullenemez. Bunu bir daha biz bölgede yaşamak istemiyoruz. İran ile ilgili konuda ileri sürülen tez, nükleer silah konusudur. Nükleer silah konusunda bizim tavrımız bellidir. Biz bölgede hiçbir ülkenin nükleer silahlanmaya gitmesini tasvip etmiyoruz. İranlı dost, kardeşlerimize debunu söylüyoruz aynı şekilde. Ama öbür tarafta, tabii İsrail’de nükleer silah var. İsrail’deki nükleer silaha yönelik olarak da. İran’a bu noktada uyarı yapanlar, ikaz yapanlar aynı uyarıyı, aynı ikazı İsrail’e yapmıyorlar. Burada bir sıkıntı var. Burada özellikle 5 tane daimi ülkenin de bu konuda adil davranması lazım. Aynı uyarıyı İsrail’e yapmaları lazım. Çünkü bu bölgede, burada nükleer silah var. Nükleer silahın olmadığını bugüne kadar İsrail söylemedi, tam aksine kabullendi. Nitekim, bir kitle imhasilahı noktasında, Gazze’de bunu uyguladılar fosfor bombalarıyla. Kimse fosfor bombalarının kitle imha silahı olmadığını iddia edemez. Bunu orada yaşadık, gördük. Dolayısıyla biz dünyada, dünya barışına; insani noktada, vicdanlarının sesine kulak vermek isteyen tüm ülkelere diyoruz ki adil olacağız. Bu bölgeye adil yaklaşım içinde olacağız. Eğer adil yaklaşım içinde olmazsak, o zaman bu sıkıntı sadece bu bölgeyi vurmaz, bütün dünyadaki diğer bölgelere de aynı şekilde sirayet eder." Orta Doğu’nun huzursuzluğunun dünyanın huzursuzluğu olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, "Ama Orta Doğu’daki barış, inanıyorum ki dünyanın barışıdır. Onun için biz Orta Doğu barışını çok önemsiyoruz. Göreve geldiğimiz şu 7 yıllık süreç içinde de bu konuda hiçbir dönemde görülmemiş adımları attık. İsrail Suriye arasında da bunu yaptık ve çok ciddi mesafeler almıştık ki maalesef Gazze olayıyla burası kesildi. Kaybeden kim oldu? İnsanlık oldu. Çünkü her gittiğimiz yerde İsrail Suriye arasındaki bugörüşmelerden dolayı bize teşekkürlerini sunan ülkeler, 5. raunttan dolayı kesilince bu defa kendileri de ne yapacaklarını bilemez hale geldiler. Şimdi bize diyorlar ki ’bunu tekrar başlatamaz mısınız?’ Veya bakıyorsunuz İsrail’den şöyle bir ses çıkıyor; ’Biz, Erdoğan’ın taraf olduğunu görüyoruz veya taraf olduğuna inanıyoruz, dolayısıyla biz Sarkozy’yi isteriz’. Ama öbür taraftan Sayın Beşar Essad diyor, ’Hayır, biz Türkiye’den memnunuz, Türkiye’nin tavrından memnunuz, olacaksa Türkiye ile bu işedevam ederiz’. Bunlar şu andaki sürecin ne durumda olduğunu gösteriyor. Fakat, önemli olan şu İsrail yönetimi her şeyden önce barıştan yana mı değil mi? Burası çok önemli. Bakın Gazze dün yine bombalandı. Ne oldu da Gazze bombalandı? Ne var? Şimdi diyorlar ki ’ama konuşuyorsun.’ E, nasıl konuşmayacaksın? Niye bombaladınız Gazze’yi, ne vardı? Şimdi de mi ’füze atıyorlar’ diyeceksiniz? Biz de tespitimizi yapıyoruz. Şu anda füze atışı, şu bu diye bir şey yok. Niye yapıyorsunuz bunu? ’Bölgenin ben gücüyüm’diyor. Niye? Çünkü orantısız imkanları var, gücü var ve bu gücünü kullanıyor. BM’nin de zaten kararlarına uymuyor, bu yönde de rahat. Dolayısıyla, ’ben istediğimi yaparım’ diyor, istediğim adımı atarım’ diyor. Böyle bir ortada tablo var. Bu tabloyu tasvip etmemiz asla mümkün değil. Biz adil davranmaya mecburuz, barıştan yana hareket etmeye mecburuz ve kim barışın yanındaysa biz onların yanında, mağdurun yanında olmaya her zaman mecburuz ve sürecimizi, siyaset anlayışımızı da bu anlayış üzerine sürdüreceğiz,devam ettireceğiz" diye konuştu.
Anasayfa